Haymana Haber | Haymana Haberleri | Haymana Gazetesi | Haymana Son Dakika
Y9yWL.jpg>

ANILARIN TANIĞI EŞYALAR

ANILARIN TANIĞI EŞYALAR
21 Mart 2021 - 19:13 'de eklendi ve 254 kez görüntülendi.

Yazar; Safire Öztürk Aksarı

HAYMANALI

Anıların Tanığı Eşyalar

   Anılar, kişilerin yaşanmışlıklarına göre olumlu ya da olumsuz izler bırakır hayatımızda. Bunlar her şey olabilir. Mekânlar, insanlar, hayvanlar, iklim şartları, kokular, şiirler, şarkılar, yazılar, fotoğraflar, filmler olabileceği gibi beynimizde ve kalbimizde yer eden duygusal ve düşünsel anılarımız da olabilir.

  Bilinçli olarak biriktirdiğimiz bir anı dolabımız var. Genelde insanların gümüş takımlarını, bardaklarını, sergiledikleri vitrin, bizim evimizde ise anı dolabı.

  Yurtiçinde ve yurtdışında gittiğimiz her yerden mutlaka orayı sembolize eden küçük bir eşya alır ve dolabımıza koyarız. Ya da gittiğimiz yerlerin magnetini alır buzdolabımızın üstüne yapıştırırız.

  Ayrıca yaşanmışlıklara tanıklık eden bazı eşyaları biriktirerek düzenlediğim bir oda dolusu anı sessiz sessiz bir yerlere taşınmayı bekliyor. Bu ileride Haymana’da Kent Müzesi ya da Yerel Müze açılırsa, oraya değerlendirilmek üzere gidebilir.

  Bir dönem bu eşyaları, gönüllü eğitim çalışmalarında kullandım. Örneğin, emekli olduktan sonra Ankara Batıkent Anaokulu’nda 2008’de “Geçmişe Yolculuk” teması ile Müze ve Müzecilik konusunu okul idaresi ve öğretmenleri ile işbirliği yaparak uyguladık. Elimde olan geçmişte kullandığımız eşyalarımı okula götürerek geniş bir salonda sergiledim. Ve her bir eşyanın öyküsünü dramatize ederek öykü biçiminde anlattım. Ayrı çocuklarla da ayrı bölümlerde ayakkabı, çanta, giysiler gibi eşyalarla koleksiyon oluşturduk. Müzeye giden yol koleksiyonculuktan (biriktirmekten) geçer. Müzeler, geçmişimizi anlatan en güzel mekânlardır.

  Götürdüğüm eşyalar; pirinçten yapılma el değirmeni, havan, kömür ütüsü, yün eğirmek için kullanılan kirman, iğ, hamur tahtası, oklava, heybe, çarık, yün çoraplar, çıkrık, kilim, bakraç, helke, gaz lâmbası, lüks, idadi, kahve kavurucusu, radyo, ibrik, leğen…

  Bu çalışmamı o yılın sonunda “Eğitimde İyi Örnekler”  sempozyumunda Sabancı Üniversitesi’nde sundum.

  Elimdeki geçmişe ait eşyaları eğitimde kullanıldığı zaman bir anlam ifade ediyor. Yoksa, evde yer kaplıyor.  

  Fotoğraf makineleri de atmaya kıyamadığım ve bende anısı olan aletler. Hatta tab ettirdiğim fotoğrafların filmleri bile kutular içinde bekliyor. Ne zamana kadar? Belki güzel bir proje olur, gerçekten değerlendirilecek ortamlar olur bir yerlerde sergilenir umarım.

   Bazen de farkına varmadan yeniden değerlendirilmek üzere bir kenara koyduğumuz eşyalar vardır ki; o eşyaların her birinin bir hikâyesi olduğunun sonradan farkına varırız. Geçmişte sakızların içine konulduğu teneke kutular vardı. O kutular günümüzde şekil ve desenleri değişerek tekrar raflarda satılıyor. Eskiden o kutular içindeki sakızlar bittiğinde bakkaldan istenirdi. Ev hanımlarının ya dikiş malzemelerinin ya da düğmelerinin konulduğu işe yarar bir malzemeye dönüşürdü. Dantel ören genç kızlar kutunun üstünden bir delik açarak dantel iplerini oradan çıkarır, dantel yumağının kirlenmemesini sağlardı. Tığını ve ördüğü dantelini de içine koyardı.

   İşte benim de düğmeleri koyduğum bir kutum vardı. Eskiyen giysilerin düğmelerini keser içine koyar, ihtiyaç olduğunda kullanırdım. Düğme kutusundan yıllar sonra dayıma ait kol düğmesinin (Manşet düğmesi) çıkması da benim için sürpriz oldu.

   Tasarruflu bir anneniz olmuşsa, siz de yetişkin olduğunuzda onun gibi davranmaya başlarsınız. Annem sık sık “Görgülü kuş gördüğünü işler, görmedik kuşlar ne görsün ki ne işler?” derdi.

   Çocukluğumuzda çoğu anneler gibi annem de eskiyen giysilerin düğmelerini keser, bir kutuya koyar, sonra da giysileri ya da örtüleri iki parmak kalınlığında şeritler halinde keserek koca koca yumaklar yapardı. Yakınlarımızda tezgâhta çaput pala dokuyan kişiye götürür, şimdi kilim dediğimiz çaputtan pala dokuturdu. Bunlar genelinde yolluk biçiminde olurdu. Benim de hâlâ hiç kullanmadığım bir çaput palam var. Üzerindeki desenlerden o kumaşların hangimizin elbisesi olduğunu gülümseyerek anımsarım.

  Ben de annemden gelen alışkanlıkla eskiyen, küçülen, rengi atan giysilerimizi mutlaka değerlendiririm. Eğer yıpranmamış ama küçülmüşse o giysileri bir kuruma ya da giyebilecek birine veririm. Eğer yıpranmış rengi atmışsa o zaman da düğmelerini keser, bir kutuya koyar, kumaşın özelliğine göre değerlendiririm. Bazen toz bezi olur, bazen pas pas olur, bazen de oyuncaklara dönüşür. Hediye edilmek üzere bir kenarda bekler. Düğmeler oyuncak olarak yaptığım bebeklerin gözünde, düzgün olması için yatak şiltelerinin üzerinde geçmişten günümüze göz kırparlar..

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER