Haymana Haber | Haymana Haberleri | Haymana Gazetesi | Haymana Son Dakika
Y9yWL.jpg>

Bir Bardak Sıcak Çayın Dostluğu

Bir Bardak Sıcak Çayın Dostluğu
29 Temmuz 2020 - 19:25 'de eklendi ve 407 kez görüntülendi.

Yazar; Mutahhar Aksarı

KIRKAMBAR

Bir Bardak Sıcak Çayın Dostluğu

Bu yazıyı 9 yıl önce yazmıştım. Haymana ve Haymanalılar üzerinde dolaştırılmak istenen kara bulutları dağıtmaya yardımcı olur belki! Banyocuları bu güzel halka yaklaştırır belki! Otel yöneticilerinin kulağına kar suyu kaçırtır belki! Evleri Ankara’da olanları Haymana’ya getirtir belki! Daha çok belkiler var…

En iyisi uzatmadan kesiyorum, yazımla sizleri baş başa bırakıyorum.

*****

   Daha havalar iyice sertleşmedi. Kar yağmadı. Kahvehanelerin kaldırıma taşıyor sandalyeleri. Hükümet meydanında oturup güneşlenenler var. Söyleşenler var.

   Geçenlerde geldiğimizde Haymana’yı sokak sokak dolaştım. Belediye’den aşağıya yöneldim. Taa Gedik köyü yoluna kadar. Sokakları arşınladım  Çok sayıda virâneleşmiş ev gördüm. Kapılarında kilitler. Perdeleri çekilmiş. Yıkılmamak için direniyorlar sanki. Belli ki, sahipleri yok! Ankara’ya göçmüş. Haymana’nın girişindeki tabelâ da gerçeği yansıtmıyor zaten. Nüfus, 9 binmiş?! Bahçelerde meyve ağaçları bakımsız. Elmalar dökülmüş. Yerlerde. Yollarda. Ayvalar da. Sokaklarda derin bir sessizlik. Tam da Nuri Bilge Ceylan’ın film çekeceği yer!

  Okuldan çıkan öğrenciler şenlendiriyor ortalığı. Bir de onların sokak aralarındaki coşkulu oyunları, şen çığlıkları, ağız dolusu kahkahaları.

  Çöp bidonları gözüme çarpıyor. Eskimiş. Bazılarının tekerleri bozuk. Daha kötüsü, pis. Çöpler sulu sulu atılmış. O da sızmış dışarıya. Simsiyah iz yapmış yolda. Çirkin bir görünüm. Acaba hiç düşünmez mi o çöpü sulu sulu bidona atanlar? İlle bir uyarana mı gerek var? Belediye bidonların su sızdırmazını koyamaz mı?

   Yoruldum. Daha doğrusu yorulduğumu fark ettim. Ana caddede soluklanacağım. Sandalyelerini dışarıya atmış bir kahveye oturdum. Tavşan kanı, tek şekerli çay geldi. Damağım burkuldu. Bir güzel yudumladım. Yetmedi. İkinci bardağı da içtim.

   Kulağım kaldırımda. Gözüm ana caddede. Haymana’nın hayatı akıyor. Aşağıya ve yukarıya doğru. Dinliyorum. İzliyorum. Gözlüyorum. Kış hazırlıkları, kömür telaşı… Öğrencilerin şen kahkahaları. Telaşlı adımlar. Kaygılı bakışlar. Güneşin ışınları iyice güçsüzleşmiş. Güneş ısıtmakla ısıtamamak arasında çaresiz. İyice dinlendim. Soluklandım. Eve yöneldim.

   Sonraki gün. Yine sokaklardayım. Geziyorum. Dolaşıyorum. Gözlüyorum. Ne çok „Kiralık“, „Devren Kiralık“ işyeri var. Ben şaşırıyorum. Haymanalıların gözleri alışmış galiba. Görmüyorlar. Farkında değiller belki. Hepsi ana cadde üzerinde. Mümkün mü görmemek? Farkına varmamak? Apartmanlar ana caddeyi sağlı-sollu kaplamak üzere. Ama asansörleri var mı? Kayınvalidemlerin apartmanında yok da. Yanına yeni apartman yapıldı. Onda da yok.

  Yine dünkü kahvehanedeyim. Yorgunluk atacağım. Hava biraz soğuk. Dışarıda oturulacak gibi değil. İçeri girdim. Kısa bir selâmlaşmadan sonra çayım geldi. Çayımı masayı kıyısından paylaştığım yaşlı amca söyledi:„Misafire bir çay benden!„ Niye zahmet ediyorsunuz? Ben veririm“ demem kâr etmedi. “Haymana’ya gittim. Kahvehaneye girdim. Selâm verdim. Bir çay ısmarlamadılar! dedirtmem ben arkamdan…“ diye yanıtladı beni. „İkinci çaylar benden olacak o zaman“ dedim. „Biz çok içtik. İnsan başı dört bardağı buldu. Bir başka zaman nasip olur inşaallah!“dediler. Kısa bir sohbet oldu. Niye geldim? Kimlerdenim? Banyocu muyum? Değil miyim?

  Bir bardak sıcak çayın dostluğunu yaşadım. Tanıştım. Konuştum. Tavanın basıklığı yok oldu kahvehanenin. Açılıverdi, genişleyiverdi mekân, ortam. Göğe yükseldi güzellikler!

  Sonra hep birlikte kalktılar. Beş kişiydiler. Namaz kılmaya gittiler. Yanılmamıştım. Çay yine damak burkuyordu. Yine iki bardak götürdüm.

   Banyocular yalnız. Yapayalnız Haymana’da. Nerdeyse hiç kimse halkın arasına girmiyor. Giremiyor. Kaldırımında yürümüyor. Esnafıyla ilişkisi yok gibi. Neredeyse sıfır. Belki sıfırın altında. Banyocu doğru oteline gidiyor. Devre mülküne yöneliyor. Bence kafese giriyor. Her şey var içinde. Manzarası da var. Canı çekerse, merak ederse, belki Perşembe ile Cuma günleri köylü pazarından bir şeyler alıyor. O da tadımlık. Nefsini köreltmek için. En fazla bir kilo. Sonra dönem bitiyor. Evine dönüyor.  

   Bir bardak sıcak çayın dostluğunu yaşamadan!

1 Kasım 2011

Mutahhar Aksarı

muaksari@yahoo.com

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER