Haymana Haber | Haymana Haberleri | Haymana Gazetesi | Haymana Son Dakika
Y9yWL.jpg>

Çocukluğumun Haymanasından-5

Çocukluğumun Haymanasından-5
18 Ekim 2020 - 18:36 'de eklendi ve 655 kez görüntülendi.

Yazar; Safire Öztürk Aksarı

HAYMANALI

Çocukluğumun Haymanasından-5

(Bende İz Bırakan Eğitimciler)

Kâzım Güven / Filiz Kurt

Çaldağ İlkokulu’nda 1. sınıfa Kâzım Güven öğretmenle başladım. 2. sınıftan itibaren Filiz Kurt öğretmenle devam ettim.

İyiki de Kâzım Güven öğretmenle ilkokul 1. sınıfa başlamışım, benim için büyük bir şansmış! Sevgi dolu, anlayışlı, yaşamı kolaylaştıran, okulu ve okumayı sevdiren, keman çalan, duyarlı bir öğretmendi.

Çetto, Hetto, Metto diye adlandırdığı çöp adamları çizerek öğrenmeyi eğlenceli hale getirirdi. Çabuk öğrenmemizi sağladı. Hece fişlerini, bilmece-bulmaca çözer gibi birleştirerek cümleler kurmayı zorlanmadan öğrendik.

Kâzım Güven öğretmenim her Çetto deyişinde Yılmaz Pansiyon’un kapısında bekleyen çöp adam gibi zayıf olan Çetto’yu anımsardım.

2. sınıftan itibaren Filiz Kurt, öğretmenimiz oldu.

Çok temiz, titiz, özenli, mükemmelliyetçi, beyaz tenli, kulak hizasında kesilmiş siyah düz saçlarıyla zayıf, narin ve genç bir öğretmendi. İyi bir öğreticiydi ama iyi bir eğitimci değildi! O yaşlarda bunun ayrımında değildim. Ama öğretmen olduğum zaman farkettim ki, iyi bir öğretmen aynı zamanda iyi bir eğitimci olmayabiliyordu.

Keşke bilgi aktarımında daha sevecen davranıp, farklı yöntemler uygulayabilseydi aklımda daha olumlu yer edecekti.

Oysa gözümün önüne gülmeyen, ciddi bir yüz, elinde sopa ya da cetvelle sınıfta dolaşan genç bir öğretmen geliyor.

Her Pazartesi sınıfa girdiğimizde sıralarımıza oturmuş vaziyette ellerimizi tertemiz mendillerimizin üzerine koyar, tırnak kontrolünden geçerdik. Eli, mendili kirli, tırnağı uzun biri varsa, çok kötü dayak yerdi.

Bazen sınıfa girmeden sınıfta gürültü duymuşsa tüm sınıfı sıra dayağından geçirirdi. Hem de cetvelin keskin tarafıyla.Yatay tarafıyla da döverdi.

Ders sırasında gürültü yapan, dersi anlayamayan, anlatamayan, ödevini yapmayan bir öğrenci varsa, çeşitli cezalara başvururdu. Örneğin; en kötüsü sınıflarımızın tabanıtahta olduğundan bodruma açılan bir kapak vardı. O kapağı açar, öğrenciyi bodrumdaki odunlarla, kömürlerle başbaşa bırakırdı. En hafif cezası tek ayak üzerinde bekletmek olurdu.

Ayrıca sınıfın arka sıralarını ödevini yapmayan, dersine çalışmayan, temiz olmayan öğrenciler için ayırmıştı. O sıralar “Tembeller Sırası” idi.

İyi bir öğreticiydi, çok şey öğretiyordu. Hatta siyah perdeli laboratuvarda dia ve film izletip, bazı deneyler yaptığımız da olurdu.

Elektriğin nasıl üretildiğini anlatmak ve göstermek için şimdi olmayan o zamanlar Kaymakamlığın arkasında bulunan suyla çalışan santrale bile götürmüştü. 5. sınıftayken, diğer 5. sınıflarla birlikte otobüslerle Ankara’ya giderek, Atatürk Orman Çiftliği, Anıtkabir, Eski T.B.M.M, Rüzgârlı sokaktaki matbaayı ve Çubuk Barajı’nı gezmiştik.

Dersleri öğrenmemiz korkuya dayalı, asık suratlı olduğu için  neşeli bir ilkokul anımız da maalesef olmadı!

Bir tek esneklik sanırım Müzik dersinde oluyordu. O da bizim radyodan öğrendiğimiz yetişkinler için yazılmış şarkıları söylediğimiz anlardı. Şu şarkılar aklımda kalmış:

“Çayır çimen geze geze

Oldum ben bir geveze

Kızına meyil verdim

Darılma hanım teyze” türküsüyle

“Sen gül dalında gonca

Ben dağ yolunda yonca

Sen açılıp gülersin

Ben sararıp solunca” sözleri olan Türk Sanat Müziği şarkısı.

Filiz öğretmen, Müzik dersinde elindeki sopayı dayak için değil de sırtındaki hafif kamburunu düzeltmek için kullanırdı. Sopayı arkasında tutar, koltuk altlarından geçirerek sırtında kullanır ve manken gibi yürürdü.

Filiz öğretmen, Çaldağ İlkokulu’nda enstrüman çalmayanbelki de tek öğretmendi. Çünkü Safiye ablamın öğretmeni Nevzat öğretmen ve Nesibe ablamın öğretmeni Hasan Hüseyin Saygılı bağlama, kardeşimin öğretmeni Mehmet Özerkan ise akerdeon çalardı.

Filiz öğretmenin hep ciddi ve mükemmelliyetçi davranışı yüzünden derse kalkmaya çekinirdik.

Oysa ortaokula geçtiğimizde daha girişken ve ataktık. Benim Matematik dersi dışında diğer derslerim çok iyiydi. Fransızca’dan en yüksek notu alan birkaç kişiden biriydim. Fransızca dersimize Birsen Yücebaş giriyordu ve mükemmel ders anlatıyordu. Kendini paralarcasına örnekler veriyor, karatahtaya yaptığı çizimlerle dersi kavramamızı kolaylaşyordu. Fransızca zaman çekimlerini anlatırken, Türkçe fiil çekimlerini de anlatmış oluyordu bir yerde!

Nazif Dardağan

Nazif Dardağan avukattı. Aynı zamanda Ortaokul 1. ve 2. sınıfta Türkçe dersimize girerdi. Özel gün ve haftalardan sorumlu gibiydi. Koroda ve şiir okumalarında bana mutlaka bir görev verirdi. Pek çok etkinlikte Nazif Dardağan sayesinde yer aldım. Sosyalleşmemde çok etkili oldu. Pazar günleri evinde, öğretmen olan eşiyle birlikte tiyatro okumaları yaptırırdı. Ama sahneleme fırsatımız olmamıştı. Kendim Drama Lideri olduktan sonra geriye dönüp baktığımda Doğaçlama tekniklerini bilmediklerinin farkına vardım. Radyo Tiyatrosu gibi okuma ve tonlama üzerinde duruyorlardı.

Yine de büyük fedakârlık ve çabaydı onların yaptıkları. Sevgiyle, saygıyla anıyorum.

Ortaokuldaki etkinliklerimiz Çaldağ İlkokulu salonunun sahnesinde sergilenirdi. Örneğin; Çanakkale Şehitlerini Anma…v.b.g.

İsmail Hakkı Kaytanlı

İsmail Hakkı Kaytanlı, Haymana Ortaokulu Müdürü ve Türkçe öğretmeniydi. Öğrencilerin gözünde dayakçı, disiplinli bir müdürdü. Okul kurallarına uymayan öğrenciye “Kaç gram dayak istersin?” diye sorar, gram gram dayak atarmış.

Ama benim gözümde çok farklıydı. Ortaokul 3. sınıfta Türkçe dersimize girdi. Harika bir Türkçe öğretmeniydi. Bize eleştirel düşünmeyi, hak aramayı, okumayı, yazmayı, ironiyi, araştırmayı öğreten eğitimciydi.

Uzun uzun anlatacağı şeyleri kısa bir atasözüyle anlatıverirdi. Örneğin: “Dam üstüne saksağan, vur beline kazmayı”, Lâfla peynir gemisi yürümez”, “Dağdan indim şehire, şaşırdım birdenbire” gibi şimdi aklıma geliverenler…

Kızların okumasına öncülük eden ve yol gösteren birisiydi. Babamı ikna eden ve parasız yatılı okul sınavlarına girmeme yardımcı olan insandır.

İsmail Hakkı Kaytanlı o zamanlar gazetelerde yazılar yazar.Yazdığı tiyatro oyunları radyo tiyatrosunda canlandırırdı.

Emekli olduktan sonra Türk Eğitim Derneği (TED) Koleji’nde Türkçe dersi öğretmenliği ve müdürlük yaptı.

Heredot Bey

Cemalettin dayımın ortaokuldayken Tarih dersine giren öğretmenleri ;“Tarih Heredot’la başlar!” dermiş. Bu nedenle öğretmenlerine “Heredot” adını takmışlar.

Veli toplantısında Dedem Ziya Öztürk Tarih dersi öğretmeniyle görüşürken, Heredot Bey diye hitap etmiş. Evde bu konu açılınca konuşulup gülüşülürdü…

 

SÜRECEK…

                    17 Ekim 2020

 

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER