Haymana Haber | Haymana Haberleri | Haymana Gazetesi | Haymana Son Dakika
Y9yWL.jpg>

Çocukluğumun Haymanasından-9

Çocukluğumun Haymanasından-9
06 Aralık 2020 - 15:58 'de eklendi ve 703 kez görüntülendi.

Yazar; Safire Öztürk Aksarı

HAYMANALI

Çocukluğumun Haymanasından-9

(Hasan Ağa Deresi ve Hıdrellez-Mezbaha-Cambaz)

  Mayısın ilk Pazar günü hiçbir resmî kurumdan çağrı gelmeden kasaba halkının kendiliğinden bir araya gelerek Hasan Ağa Deresi’nde yapılan şenliğin adıydı Hıdrellez.

  Hazırlıklar bir gün öncesinden heyecanla başlardı. Pastalar, börekler, gözlemeler, yaprak sarmaları yapılır, yumurtalar haşlanır, kap-kacak ile küçük tüpler hazırlanırdı.

  Hıdrellez Günü herkes en güzel giysilerini giyer, ellerinde sepetler, küçük tüpler ve omuzlarındaki kilimlerle Hasan Ağa Deresi’nin yolunu tutardı. Bildiğim ve gördüğüm kadarıyla kimsenin özel aracı yoktu. Herkes eşit koşullarda giderdi.

  Gelenler bir ağacın altına ya da çalının gölgesine eşyalarını koyar, yaşlılar oturur, gençler ve çocuklar ortamın tadını çıkarırlardı.

  Kimi ip atlar, kimi top kimi uzun eşek oynar, kimi ağaca salıncak kurar, kimi de uçurtmasını uçururdu. Elbette derede suyla oynayanlar da olurdu.

  Ayrıca o dönemde çoğumuzun elinde renkli plastik “hulahop” dediğimiz büyük halkalar olurdu. Parmağımızda, el bileğimizde, boynumuzda ve belimizde çevirirdik. Düşürmemek için çaba sarf ederdik. Kendi aramızda “Kim daha uzun süre çevirecek?” diye yarış yapardık.

 Bayram havasında geçen bu günde seyyar satıcılar, ortalıkta gezerek hem ellerindeki ürünleri satarak para kazanır, hem de ortalığı şenlendirirlerdi.

  Ne mi satarlardı? Rengârenk balonlar, çekirdek, patlamış mısır, elma şekeri, horoz şekeri, renk renk tahta çubuğa sarılarak satılan renkli macun şekerleri…

  Baharın gelmesiyle bolluğun, bereketin artması dilenir, güzel bir gün geçirilirdi.

  Etnik kimliğin ve siyasetin olmadığı ortak bir kültürdü Hıdrellez.

  Zamanla insanların başka kentlere göç etmesi ve insan ilişkilerindeki güvensizlikler bu geleneğin unutulmasına neden oldu.

   Şimdi Haymana’da yaşayan birisine sorsanız, böyle bir kültürün geçmişte yaşanmış olabileceği aklına bile gelmez.

   Hasan Ağa Deresi Hıdrellez dışında da gidilen, çamaşır ve yün yıkanan, piknik yapılan bir yerdi. Hasan Ağa Deresi’ne inmeden önce Lokantacı Culuklu Memet’in evi vardı. Evin aşağısı dereye kadar olan bölge ve derenin karşısı Hıdrellez’in kutlandığı yerdi. Kiracımız Suzan Abla Culuklu Memet’in geliniydi. Suzan Abla, biz ve komşumuz Hacıannelerle birlikte Hasan Ağa Deresi’ne pikniğe gider, ara sıra kayınvalidesine uğrardık.

   Dönerken yolumuzun üzerinde olan Mezbaha’ya da mutlaka uğrardık.

 

Mezbaha

   Mezbaha, çocuklar için uygun bir yer değildi. Ama biz kaç kilo olduğumuzu merak eder, illâ ki uğrar, tartılmak isterdik. O zamanlar kimsenin evinde şimdiki gibi baskül/tartı aleti bulunmazdı.

   Mezbaha oldukça büyük bir yerdi. Duvarlardaki kancalara asılmış inek, dana, koyun, kuzu etleriyle dolu olurdu. Biz çocuklar denetime gelmiş gibi etlere basılmış damgalara bakar, sonra da tek tek tartıya çıkar, oradaki görevli tarafından tartılırdık. Genelde 35-36 kg olurduk. Vetejeryanlar ve Veganlar kızmasın ama biz etseverler için o ortam bizi ürkütmezdi. O yıllarda Haymana et cenneti gibiydi. Haldeki kasaplar etleri vitrinde sergilerdi. Haymana’ya gelenler kilolarca et alır, yanlarında götürürlerdi. O zamanlar pişirildiğinde etin tadı da kokusu da güzel olurdu. Şimdilerde sanki o tat ve koku yok gibi.

 

Cambaz

  Senede bir kez Haymana’ya Cambaz gelirdi.

  Uzun tahta bacaklarının üzerinde renkli giysisiyle tüm sokakları dolaşır, gösterisine davet ederdi.

  Çocuklar da peşine takılır “Fareli Köyün Kavalcısı” masalındaki gibi sokaklar şenlenir, cıvıl cıvıl olurdu.

  Gösteri yeri 12 Eylül İlkokulu’nun ilerisindeki boş bir alandı. Ağaçlar çakılır, ip gerilir, mekân hazırlanırdı.

  Gösteri üç kişi üzerinden Cambaz, şişman karısı ve Boncuk (Cambazın yardımcısı, soytarısı, palyaçosu, para toplayıcısı) ile gerçekleşirdi.

  Cambaz ip üzerinde elinde uzun bir sopayla yürür, zaman zaman düşecek gibi yapar, izleyenleri heyecanlandırır ama düşmezdi. Gösteriyi ip üzerinde bisiklet sürerek, iki ayağına su dolu tenekeleri bağlayarak tekrarlardı.

  Şişman karısının karnının üzerine çok büyük kaya parçası koyar ve balyozla kırardı.

  Boncuk ise Cambaz gösteri yaparken külâhını ters çevirerek para toplardı. Bazen Boncuk da ip üzerine çıkar “Ayşe de Fatma da dostum var / Çalkala Boncuk çalkala” diyerek cebindeki düğmeye basar, poposundaki ampulü yakardı. Bu sırada herkes kahkahalarla gülerdi.

SÜRECEK  

2 Aralık 2020

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER