Haymana Haber | Haymana Haberleri | Haymana Gazetesi | Haymana Son Dakika
Y9yWL.jpg>

Mülteci Aşağılamanın Dayanılmaz Hafifliği

Mülteci Aşağılamanın  Dayanılmaz Hafifliği
20 Mart 2020 - 14:57 'de eklendi ve 186 kez görüntülendi.

Bu dünyada hafif ve kifayetsiz insanların en kolay duruş şekli bir başkasını bir başkalığından dolayı aşağılaması, onlara düşmanlık besleyerek kendini var etmesi. Bunu için özel bir birikime ihtiyaç duymaması ve özellikle böyle bir ruh halinin cehaletten beslenmesi. Ötekine karlı duyulacak kinin ve düşmanlığın beslendiği düşünsel kaynakların daha çok, nereden geldiği bilinmeyen ve sadece duygulara hitap eden, taşıyanın kendini bu şekilde üstün hissetmesine dayalı bir ruh hali. İnsanın insanlaşma sürecinde insanı gücendiren bir zavallılık pozisyonu. Düne kadar misafirimizdir deyip durulan insanların, yine aynı kesimlerce yük olarak görülüp kapı dışarı edilmesi. Bu topraklar yolda kalmışa, akşama geceye köye gelen kervana, yolcuya, çerçiciye, aptala kapısını açan, karnını doyuran, sırtını sıcak tutup barındıran gönlü yüce insanların topraklarıdır. Ne çabuk unuttuk… Vah vah vah! Şimdi eviniz arabanız var, cebiniz de harçlık, bankada paranız var da bir yolcu, bir misafir, bir garip doyurmadan bir şey mi olduğunuzu sanırsınız. Bu toprakların insanı bir yoldan geçenle paylaştığı lokmanın misliyle eve girdiğine inanan yüce gönüllü insanların topraklarıdır. Kimseyi geç vakit dışarda, kışta yolda bırakmayanların topraklarıdır. İki lokmanı paylaştın diye aç mı kaldın, bir yer yatağı serip bir yolcuyu misafir ettin diye açıkta mı kaldın? E o zaman sen önceden de açsındır, açıktasındır. Ve zaten bir garip bir lokmasını paylaşmaktan çekinmez. Senin bu hazımsızlığın nerden gelir, kimden kalır ? Şimdi bu kapsına bir bomba düştüğünde çoluğu çocuğunu parçalanmış görmektense, yaban ellere göç etmiş insanları aşağı görmenin, bir lokmayı kıskanmanın kaynağı nedir? Hangi atan sana böyle belletti bunu? Evet bunlar bize yabancı, benim ellerimin atası büyüğü böyle değil. Halen de değil. Ama böyle olsun diye çırpınır zamanın kapitalist kafası. Her şeyi satabileceğini düşünür o. İnsanlığı, canı, teni, vatanı, toprağını, kültürünü, değerlerini satıp pazara çıkaramayacağı şey yoktur. O
nedenle bir birimize el gibi davranalım ister. Oysa onun derdi ne yerlisidir, ne eldir. Onun derdi para çıkardır. Hak etmeden varlıktır. Mültecilik bir haktır. Kimse bir gün ben de bu hale düşmem diye düşünemez. Bu coğrafyanın güzelliği elbette açgözlülerce ele geçirmek yanıp tutuştukları bir coğrafyadır. Altı üstü yeryüzünü güzellikleri ve değerleriyle doludur. Biz işleyip, koruyup kollarsak ve onlardan ve de onların yerli işbirlikçilerinden korursak işte o zaman hepimizi doyurur, konuyu komşuyu da doyurur. Kimseden bir şey kıskanmaya hacet kalmaz. Bir tas çorba, bir kuru damı bir naçar kalmıştan esirgemeyiz. Neyin var neyin yoksa bu güne kadar peşkeş çekilmiş midir? Senin ülkende var olanın sen ne kadarından istifade etmişsin, elin yabancı çok uluslu şirketi ne kadar istifade etmiş? Bir bunlara bak. Kıskanacaksan bunları kıskan. Höööyt ! diye efeleneceksek, naçar kalıp yurdundan zoraki göçmüş gariplere değil türlü dümenle bizi soyup soyanlara efelenmek en adamcası. Kimse keyfinden anayurdunu terketmez. Keyifle yurdunu bırakıp ele gitmeye turizm denir. Onlar da tok memleketlerde yaşayanların harcı.

Sevgiyle Kalın.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER