Haymana Haber | Haymana Haberleri | Haymana Gazetesi | Haymana Son Dakika
Y9yWL.jpg>

ÖMER ÖZKAN NAKLİYECİ OLSAYDI – 1

ÖMER ÖZKAN NAKLİYECİ OLSAYDI – 1
28 Haziran 2020 - 19:16 'de eklendi ve 406 kez görüntülendi.

Köşe Yazarı; Bülent HAN

DEĞİŞİM:

ÖMER ÖZKAN NAKLİYECİ OLSAYDI 1

Haymanadan Dünyaya ulaşan gururumuz. Profesör Dr. Ömer ÖZKAN. Örnek bilim insanı. Eşi de öyle. Ne kadar övünsek azdır. İşte benim çocuğuma örnek gösterebileceğim bir Haymanalı Döneceğiz Hocama yine… Cana can katmasına… Bilim insanlığına…

​Oturduğumuz evi satmak istedi ev sahibimiz. Emekli, gazi,  astsubay imiş, eve ziyarete geldiğinde tanıştığımızdaöğrendim. Bir ayağı aksıyor, yüzünün bir yanında yaralar.Ülkemin gerçeği gibi bakınca acı vermemesi, insanı üzmemesi elde değil. Onun yaraları açıkta idi. Benim ruhumdakiler ise çok derinde, anlatmaya pek zaman kalmadı küçük aile ziyaretlerinde.  Dört yıl oturduğum dairesinden taşınmadan bir yıl önce tanıştık. Dört yıl boyunca aynı kira ile oturdum. Bir gün bile kirayı artıralım demedi. Nedenini çok sonra öğrendim tabi. Benden önce verdiği meslektaşının kimi gaz ve elektrik borçlarını, biz evin içinde iken neredeyse bir buçuk yıl geçmiş adrese gelen faturalardan öğreniyordum. Ben de ne zaman maaş alsam ya da para elime geçse ilk önce eve bağlı tüm ödemeleri yaparım ki kapımda hep huzur olsun. Olmadığı yetişmediği günleri de bu hassasiyetim hep telafi etmiştir. Ki ev sahibim de günü gelmeden yatırdığım için kira arttıralım dememişti. Son yılda utandığımdan sembolikte olsa ben çok cüz-i bir miktar artırdım. Sağolsun “az” dahi demedi. Hatta evine müşteri olduk. O zaman bizim için epey indirim de yaptı. On Bin Lira daha ekleyip alamadık. Yine de çok daha düşük bir fiyatla bir yüksek girişe kredi çektik. Halen öderiz, bitince bizim olacak. Neyse asıl konu bu değildi. Evden taşınma hikâyesi. Bir nakil hikâyesi. İçinde hemşerilerimin olduğu.

​Tabi her zaman olduğu gibi ben de tanıdık olsun derim ilk faydamın olduğu. Doğal bir faydadır bu ayrımcılık yapmadan. Hatta aynısından iki ve daha fazla ise kendi içinde sıraya da koyarım. Bir de öyle dar bir zaman bir türlü bitmeyen dar zamanlarımdan. Bir hemşerimin tavsiyesi ile  bir evden eve nakliyat firması. Ama referansın merkezinde hemşerim olmaları ve fiyatın da epey makul olması. Tabi ucuz etin yahnisi oldu, pahalı oldu. Giden maddi kayıptan ziyade, gönlümün kırıldığı daha ağır oldu.

​Konu uzayacak bakın, çayınızı alın… Vel hasıl anlaştığım firmadan arkadaşlar, bir cumartesi sabahı geldiler. Hatta okulların tatil olduğu tam da bu günlerde 2013 Haziran’ında idi. Tahminimce yirmi yaşlarında bir kamyon tenteli. Zaten birkaç blok öteye taşınacağımız için sorun yok. Ekip tam kadro, ancak toplama oldukları belli. Yozgatlı bir baba ve oğlu. En az ikisi de bizim Haymanalı taşıyıcılar.

Çocuk okul tatil olunca işe gelmiş harçlığını çıkaracak. Zavallı ne bilsin benim gibi birinin işinde çalışacak. Ara “işveren” ben olunca; yaşını sordum ve 15 cevabı karşısında:”Bu çocuk bu işte çalışamaz! Ev taşıma ağır bir iştir, beşinci kattan bu eşya indiremez!”. İlk kriz böyle çıktı. Ben izin vermem. İsterseniz geri gidebilirsiniz deyince durup kaldılar. Baba bozuldu. Kendisi de çıkmadı ama arabanın yanından da ayrılmadı. Aşağıda konuştuk düşünün karar verin dedim.

Beşinci katta toparlanmış eşyalar, kardeşim refakat edecek. Yakında kaynanam-kayınbabam seferber olmuşlar. Ben her şeyimle kendimi o güne ayarlamıştım. Fakat o çocuğun orada başına bir şey gelmesi, sakatlanması halinde ne yapsak telafi olmazdı. Başıma geleceklerden habersizdim tabi.

Aşağıda anlaşmışlar ki ve patronlarını aramışlar belli “ tamam” diye yukarı geldiler. “Bizim karnımız aç!” Yani bizim Haymana’da kim aç kalmış da ben kapıma gelmiş dört beş işçiyi aç bırakayım. Ancak her şey toplanmış ocak, tüp yok. Bir de gün yükseliyor. İyi dedim bari bir el atında, kahvaltılık bir şeyler ayarlayım. Hemen bir çay kahvaltılık… Tabi anlaşırken içinde yemek, bahşiş falan bir şeyler geçmedi sözlü sözleşmemizin.  Her şey de cebimde kıt ucu ucuna. “Elin adamı” Hemşerin de olsa bilir mi? ​

Kahvaltı bitti. Arkadaşlar odaları gezdi ve biri bana gelip “Arkadaş Müslümanın bu kadar eşyası olur mu?” diye bir şey söyledi ya…”Ne varmış kardeşim, ne eşya varmış ki?! Haram yok içinde, hep bileğimin hakkı. Tarla, kavak söğüt, dam kirası yok. Hep alınteri.” Dedim. Esasen standart bir daire eşyası, bir tek ekstradan kütüphane var darıldıkları. Dolaplar ve içi dolu kitap kutuları. Kitaplar kutulara girince ağırlaşıyor. Ona sitem ettiler az. Tabi başladılar çekmeye. Sırtta indiriyorlar, zor iş tabi. Beş kat. Biraz özensizler. Bağladıkları eşyaları çoğu çiziliyor. Geri monte ederken vida artırıyorlar. Öğleni ettik, karınlar acıktı. Yine geldiler “Bize öğle yemeği”.???  “Valla arkadaş yemeğe falan anlaşmadık ama olsun şuradan yaptıralım pide, ayran, içecek falan…” Afiyet olsun helalı hoş olsun.

Taşıma bitti sanırım. Birisi geldi bize  “Bize bahşiş veriyor musun?” Fakat öyle bir soruş tarzı vardı ki   ‘‘veriyor musun vermiyor musun, öyle ya da böyle tahsil ederiz der gibi” … Taşımadan ve sabahtan beri olanlardan hoşnut kalmamıştım. Olan olmuştu artık. Karaman’ın Koyunu Sonra Çıkar Oyunu hikâyesine dönecekti iş ama bunlar benim hemşerimdi bir de…

Neyse söz uzadı Haftaya Devam edelim izninizle. Ömer Özkan Hocamızın yüzümüzü ağartması biz yeter. Selam olsun o bilim insanlarına, cana can katan bilim emekçisi hemşerime…

Sağlık ve sevgiyle, bilimle kalın.

Bülent Han

28 Haziran 2020

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER